3 Ekim 2014 - 06:16
Obama’nın Humeyni Devrimi karşısında geri adım atışı

Nationalpost sitesinde ‘‘IŞİD’le savaş İran’ı rahatlatmak ve büyütmek manasına gelmez’’ adlı yazısında şunlara yer verdi:

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Nationalpost sitesinde ‘‘IŞİD’le savaş İran’ı rahatlatmak ve büyütmek manasına gelmez’’ adlı yazısında şunlara yer verdi:

Obama birleşmiş milletlerde yıllık olarak yapmış olduğu konuşmasında Ortadoğu’da ki savaşı, kazananı olmayan bir savaş olarak yorumladı, hâlbuki eldeki verilere bakacak olursak Obama’nın yanıldığını anlamak çok da zor olmayacaktır, çünkü bana kalırsa Ortadoğu’da ki savaşın galibi İran.

İran İslam Cumhuriyeti dünya genelinde birçok önemli olaya imza atmış ve önemli ölçüde de Batı aleyhine karışıklık çıkarmayı başarmıştır.

Ayetullah Humeyni’nin devrimi kendine özgü kuralları uygulayarak Ayetullah Hamaney liderliğinde ve ılımlı bir Cumhurbaşkanı olan Hasan Ruhani öncülüğünde kahrolsun Amerika sloganlarıyla yoluna devam ediyor. Hasan Ruhani bir konuşmasında şöyle söyledi; Biz kahrolsun Amerika sloganını pratikte de uygulayarak Amerika’yı kırmızıçizgilerinden geri adım attırmalıyız. Tabir yerindeyse ABD başkanı İran’ın atom bombası yapmaması için nükleer faaliyetlerini durdurmasını istedi.

Şuan söz konusu olansa İran’ın Santrifüj sayısını azaltması ve zenginleştirilmiş uranyum oranını da aşağıya çekmesidir, eğer bunlar yerine getirilirse ambargolar kalkabilir, buda Obama’nın İran konusunda geri adım attığının belgesidir.

Obama’nın bu uzlaşıcı tutumu ve sloganları, gün ışığı gibi ortadadır. Obama birkaç yıl önce İran’ın nükleer çalışmalarının önüne geçmek için Amerika’nın tüm gücünü kullanacağı sözünü vermişti, hâlbuki daha geçen hafta Amerika İran’ın nükleer meselesinin diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğini vurguladı. İran büyük bir fırsat yakaladı ve bence İranlı yetkililer bu olay karşısında gerekli adımları atmalıdır.

Buna ilaveten Lübnan Hizbullah’ını kuran dünyanın dört biryanında operasyon düzenleyen ve şu anda da Suriye de hazır bekleyen İran devrim muhafızları ve lider kadrosunun olduğun söylememiz yerinde olacaktır.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz; ABD başkanı aklını kullanacak olursa 24 Kasımda yapılması planlanan müzakerelerde hiç uzlaşının olmaması, kötü bir uzlaşıdan çok çok daha iyidir demesi gerekir. Bu karar, aynı savaşta olduğu gibi çok cesurca verilmesi gereken bir karardır, çünkü bazı karalar savaşın kazananı ve kaybedenini belirler.

Ekler